Derya ÇOBAN

Ayak Sağlığı

Basında Derya Çoban

Basında Derya Çoban

18/03/2020 Podolog Derya Çoban'ın "Sağlık Hizmetlerinde Podolojinin Gelişimi ve Eğitimine Genel Bir Bakış" başlıklı makalesi Acıbadem Üni. Sağlık Bilimleri Dergisi'nde yayınlandı, ulaşmak için tıklayınız

30/12/2019 Podolog Derya Çoban, Balçiçek ile Dr. Cankurtaran Programına konuk oldu, ayak sağlığı ve podoloji hakkında bilgiler verdi. İzlemek için tıklayınız:

28/08/2020 Akşam Gazetesinde çıkan haberimiz: "Global kadın girişimci Türkiye'ye yeni bir meslek kazandırdı"

15/11/2019 Hürriyet Gazetesinde çıkan haberimiz: "Derya Çoban: Diyabet hastalarının 3’te 1’inde diyabetik ayak yarası var"

31/08/2020 Tarihli Sonsöz Gazetesi PDF GÖRMEK İÇİN TIKLAYINIZ

08/102020 Tarihli 24 Saat Gazetesi PDF GÖRMEK İÇİN TIKLAYINIZ

Haber 24 Gazetesinde çıkan makalemiz:

Mutlu ayakların sırrı önleyici ve koruyucu tedavide

Çoban, “Tedaviye başladığımda artık o ayak hastanın değil, benim ayağımdır”

Çoban, “Dümdüz tabanı olan ayakkabı giymeyin”

Derya Çoban Ayak Sağlığı Merkezi ve Podoloji Derneği’nin kurucusu Derya Çoban, 20 yıldır başta batık tırnak, nasır ve diabet hastalarının ayaklarında oluşan problemler olmak üzere hastalarına tedavi hizmeti sunuyor. Uzun yıllar yaptığı çalışmalarla podoloji tanımını ve bölümünü Türkiye’ye kazandıran Çoban, hem kendisi hakkında hem de belli başlı ayak sağlığı sorunları konusunda 24 Saat gazetesinin sorularını yanıtladı

Sultan Yavuz

Podolog Derya Çoban, ayak sağlığı bilimi olan podoloji eğitimi ve bu alanın sağlık sektörüne kazandırılması konusunda uzun yıllar çalışarak başarı elde etmiş ve aynı zamanda Podoloji Derneği’ni de Türkiye’de ilk kez kurarak, ayak sağlığının önemini topluma yayma konusunda çalışmalar yürütmüş bir isim… 2000 yılında  Ebru Çoban’la kurduğu  Derya Çoban Ayak Sağlığı Merkezi’nde başta batık tırnak, nasır ve diyabet hastalarının ayak problemleri olmak üzere, tedavilerini sürdüren Çoban, 20 yıllık meslek deneyimlerinden yola çıkarak, hikâyesini ve ayak sağlığı sorunlarını anlatıyor. Tırnak batığının genetik olmasının yanı sıra, çoçukluk hatta beeklik döneminde yanlış kesilen tırnak nedeniyle ya da giydirilen ayakkabı ve çorabın sıkması sonucu oluştuğuna; yetişkinlikte ise  yanlış pedikür ile yanlış ayakkabı seçiminden kaynaklanabildiğine dikkat çeken Çoban, önleyici tedbirlerin özellikle diyabet hastaları için çok önemli olduğunun da altını çiziyor.

 

-Derya Çoban’ı tanıyabilir miyiz? Podoloji konusunda yaptığınız çalışmalarla, bu alanın Türkiye’ye kazandırılmasına çaba harcadınız. Nasıl güçlüklerle karşılaştınız?

Derya Çoban: Ben İstanbullu’yum ama lise eğitimimi Ankara’da tamamladıktan sonra Almanya’da podoloji eğitimi aldım. Aralıklarla aldığım bu eğitim benim için hayli zordu, bir yandan ekonomik koşullar bir yandan dil yeterliliği sıkıntısı beni hayli zorladı diyebilirim. 2000 yılında Derya Çoban Ayak Sağlığı Merkezi’ni kardeşimle birlikte kurduk ve kulaktan kulağa duyularak şehir dışından da hastalar almaya başladım. Fakat kendi öğrencilik yıllarımda yaşadığım güçlükleri de düşününce, şehir dışından gelenleri hem zaman hem de maddi olarak yormamak için yol aramayan başladım. Özellikle bir kaç seanslık tedaviler beni üzüyordu. Kendi bulundukları Şehirlerde de tedavi alabilsinler diye 2005 yılından başlayarak, podoloji eğitimini Ülkemizde akademik düzeyde eğitimini nasıl hayata geçirip yaygınlaştırabilirim diye çalışmalara başladım. Fakat devlet erkanına hangi  prosödüre uygun olarak yazı yazıldığını bilmediğim için, gelen hastalar içinde yer alan memurlardan bilgi topladım. Her sözcük bir fikir oldu ve dört beş sayfalık dosyalar hazırlayıp ilgili kurumlara  müracaat ettim. Bugün podologların mesleki kodu, 2005’li yıllarda daha Türkiye’de podolog yokken oluştu. Müracaatlarım sonunda Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’ndan gelen bir ekiple Türk tıp meslek sözlüklerine podoatrsit ve podoloğun tanımını yaptık. O kod da oradan ileri geliyor.

Uzun uğraşlarım sonucunda devlet kurumlarında hayalimi gerçekleştirme noktasında yeterli basarıyı elde edemiyordum, ben de 2008 yılında Podoloji Derneği’ni kurdum ve dernek olarak başvurularımla ciddiye alındım. Sağlık Bakanlığı ve Mesleki Yeterlilik Kurumu, sonunda Podoloji Derneği Başkanı olarak beni görüşmeye çağırdılar. Detaylı bir dosya ile giderek sunum yaptım ve halk sağlığı açısından ne kadar önemli bir meslek olduğu, özellikle diyabet artışı düşünülerek halkın ayak sağlığı sorunlarının önleyici ve koruyucu hizmetle birlikte tedavi edilebilirliği ve bunun ekonomik boyutu açısından podoloji kabul gördü. Bu sayede 2011 yılında 1219 nolu kanun maddesine ek olarak, 40’a yakın sağlık mesleği tanımı içine podoloji de alındı. 2012 yılında ise sağlık meslek yüksek okulunda ilk kez eğitimi verildi, bugün altı önlisans programında podoloji yer alırken, bir master ve bir de doktora  programı açıldı.

Yıllarca süren çalışmalarıma ek olarak Ünversiteler de kaynak yetersizliğini görerek Turkiyede Podoloji alanda ilk kez yazılmış ‘’Sağlık hizmetlerine Podolojinin gelişimi ve eğitimine genel bir bakış’’  başlıklı makalenin yazarıyım.

Diğer yandan ayakkabının ayak sağlığına etkisini barındıran ,global bir ayakkabı firmasının ayak sağlığı konusunda danışmalığını yapıyor ve her ay  makaleler  yazıyor konferanslar veriyorum.

Tıp camiasında da Podoloji oldukça merak uyandırıyor.Podolog nedir? Ne yapar?  Ve uygulamalarını anlatmam için  kongrelerine ve sempozyumlarına konuşmacı olarak davet ediliyorum.Oralarda da alanımla ilgili sunumlar  yapıyorum.

Ülkemizde yeni bir meslek  ile açılan yeni bir istihdam alanı olması, diğer ülkeler de olduğu  gibi akademik eğitimin olması yıllarca süren  çalışmalarımın ve öngörümün ne kadar değerli olduğunu görrmek  ve bu yeni mesleğin oldukça ilgi görüyor olması beni çok mutlu ediyor onurlandırıyor.Bu motivasyonla özellikle Dernek çatısı altındaki çalışmalarımıza son hızla devam ediyoruz.

Podoloji hangi rahatsızlıkların tedavisini kapsıyor?

Çoban: Podos ayak, loji de bilim. Bu bilimin; sistemik hastalıkların ayaklara yansımasını ve doguştan gelen ayak problemleri ile sonradan travmaya bağlı gelişmiş ayak problemlerini inceliyor ve çözümleri  içeriyor. Mesela diyabet metabolik bir hastalık ve ayakta yansımaları var, troid de öyle; ayağın cildi çok kurumuş, taban ya da tırnağı çok kalınlaşmış olabilir. Ben ayağa baktığımda, onun diyabetten mi, tiroidten mi yoksa bakımsızlıktan mı kaynaklandığını anlayabiliyorum hatta kişinin kaç paket sigara içtiğini de… Ayağa bakınca, hikâyesini görürüm.

Daha çok önelyici ve koruyucu bir bakış açımız var. Mesela ayağın sorunu yoktur ama sistemik bir rahatsızlığınız vardır. Eğer diyabet hastasıysanız, ayakta diyabete bağlı bazı komplikasyonlar yaşanmaması için belli periyodlarda ayak muayenesine  alırız, ayakta his kaybı, kanlanmada azalma,kuruluk var mı ya da tırnak kesimi doğru mu gibi… Burada önemli olan özelleştirilmiş eğitimi vermemiz. Yani  hangi ayakkabıdan hangi çorabı giyeceğine ya da ayağı yıkama alışkanlığına kadar ders veriyoruz. Siz tırnağınızı düz kesin demiyoruz çünkü belki ovalleştirilmesi lazım ya da her gün beş dakika suda bekletin demiyoruz, ayak çatlağa müsaitse, ayağında yırtılma riskini artırabilirim. Bu nedenle ayağın problemsiz kalmasına çalışmak önelyici tedavide elzemdir.

 

Koruyucu tedavide ise örneğin diyabet hastasının ayağında problem başladı, çekiç parmak oldu .Parmaklar bükülmeye başladı. Bu bükülen  parmak üzerinde nasır oluşmaması ya da nasırın derinleşmemesi için uygulanan rehberlik hizmeti veririz. Örneğin tırnak kalınlaşmış ya da mantar görünümlü olmuşsa tırnağın batma riski artar. Bu problemin oluşmamasına dönük uygulamalar yaparız.

 

Tedavi kısmında ise doktorlarla çalışıyoruz. Diyabet hastamızda derin bir problem varsa, medikal tedavi gerekiyorsa mesela tırnak batmış ve enfeksiyon oluşmuşsa, tırnagın doğrultulması ve düzeltilmesi gerekir. Tel aparatıyla tırnağı düzeltiriz. Enfeksiyon varsa da doktor kontrollü çalışırız. Yaptıgım çalışmalarda hedefim kolay ulaşılabilir ve ekonomik yöntemler kullanmak. Ekonomik olduğu için mesla bir bulaşık süngerini nasır tedavisinde kullanabiliyorum. Her hastanın ekonomik koşulları pahalı bir apare almak için uygun olmayabilir.

-Şubeniz var mı?

Çoban: Yıllar içinde bir yandan işin bürokratik meseleleriyle ilgilenirken bir yandan da hastalarımı tedavi ettim ve 20 yılda çok şey öğrendim. Diyebilirim ki, yüzde 98 başarı sağlıyoruz. Uluslararası patente sahip batık tırnak aparatı da geliştirdik ama etik olarak piyasaya sürmedik, ehil insanlar kullansın diye… Hedefimiz para kazanmak değil, etik bir duruş sergileme peşindeyiz, bu yüzden de şubeleşmiyoruz, Çankaya’da butik tarzda bir merkeziz. Tedaviye başladığım andan itibaren o ayak artık hastanın değil, benim ayağımdır. Nasıl ki kendi ayağımın bir an önce ve acısız iyileşmesini istersem, hastanın ayağını da öyle görürüm. Belirlediğim tedavi zamanlarından daha kısa sürede sonuç almak ise hem beni hem de hastaları duygulandırıyor.

-Problem olmayan bir ayak için kuaförlerdeki pedikür yeterli mi?

Çoban: Ayağınızda problem yoksa, normal pediküre gidin ama uygulamayı yaparken batmayan tırnağı ‘Batar’ diye kesmemek ya da nasır varsa onu da kesmemek gerekir. Sonra o nasır kanıyor ve siğile dönüşüp tüm ayağa yayılabiliyor. Hijyenik ve steril pedikür yaptırabilirsiniz ama sıradan vatandaş da bu kriterlere ne kadar uyulduğunu anlamayabilir. Yoksa topuk törpüsü, oje sürümü gibi kozmetik amaçlı pediküre gidilebilir. Ağrı varsa kişin ayagında podolog’dan destek alınmalı.

-Topuklu ayakkabı sağlıklı mı? Ayak sağlığı için ne tür ayakkabılar öneriyorsunuz?

Çoban: Kaşımız, gözümüz nasıl farklıysa herkesin ayağı da birbirinden farklıdır. Bu özellikler de bizi biz yapar zaten. Ama mesela 37 numara olan iki kadının ayağı farklı olabilir, biri ince ve uzunken diğeri taraklı olabilir. Ayakkabıları ise standart üretirler o yüzde ayağa göre ayakkabı giymek önemlidir.Birisi çok yüksek pont bir ayakkabıda rahat ederkeni diğeri daha kısa topuklu olan bir ayakkabıda rahat edemeyebilir. Fakat ince uzun ayağı olmayanlar yüksek ince topuklu stilettoları tercih etmemeli. Kadın olarak topuklu ayakkabı giymek şık ve güzel, kalçayı da daha dik gösterir. Ama saatli kullanmak önemli, bir kaç saat giyilmelidir. Dümdüz tabanlı ayakkabı da giymeyin, kadınlar 5-7 cm, erkekler de en az 2 cm topuk yüksekliğinde  ayakkabı giymemeliler ki topuk postürümüzü düzeltir.

-Batık tırnak neden kaynaklanıyor?

Çoban: Batık tırnak,genelde genetik yatkınlıkla ilgilidir. Bazen embriyo gelişirken tırnak plakları yeterince gelişmez ve doğduktan sonra da çorap ve tulum kullanımı, hele de annelerin iyice onu çekmesiyle parmak ucu zaten toparlak olan ayakta tırnak ete yapışabiliyor. Büyüyen tırnak sıkıştırıldığı için içe uzuyor ve o zaman da bebeklerde enfeksiyonlu batık oluşabiliyor. Tırnağın yanlış kesilmesi, yatkınlık da varsa bu durumu oluşturabilir. Özellikle çok derin kesmek, sıkışık ayakkabı problemin oluşmasında etkili.

Yetişkinlerde ise mesela 40 yaşından sonra tırnağınız battıysa, bu da şundan kaynaklanır. Tırnağımız 18 yaşındaki gibi değildir, giderek kalınlaşır ve ayağımız da deforme olur yıllar içinde eklem yapısı değişir. Biz eğer tırnağı yanlış keser ya da pedikür yaptırıken yandan kesilip, parça içeride kalırsa kişide ağrılı bir batığa neden olur. Sıkışık ayakkabı, tırnağın çok kalınlaşması ve ayakkabı içindeki mikro travmalar etkili olur.

Whatsapp