Derya ÇOBAN

Ayak Sağlığı

Derya Çoban'ın Makaleleri

Derya Çoban'ın Makaleleri

08/10/2020

İnsanoğlunun milyonlarca yıl öncesine dayanan yaşam serüveninde en önemli özelliği iki ayağının üzerinde dik durabilmesi, yürüme ve koşma eylemini gerçekleştirmesidir. Eski çağlarda da ayakta oluşan problemlerin var olduğunu bilmekteyiz. Bu can acıtıcı problemlerin çözümü için ayakla ilgili özel tedavi yapan kişilerin varlığına, M.Ö 2400 de antik Mısır oymalarındaki Ankmahor mezar taşında rastlanmıştır.

Milyonlarca yıl öncesinde avcı toplayıcı olan insanoğlunun ayak kemiklerinde bazı değişiklikler oluşmuştur. Günümüz yaşam şekli ve ayağın ayakkabı içerisine girmesi ile ayak kemik yapısındaki  değişikliklerin devam edeceğini kişisel olarak düşünmekteyim.

Ayaklarımızla yere basar ve vücudumuzu ayaklarımızın üzerinde taşırırız. Sağlıklı ayaklara sahip olan kişi özgürce hareket edebildiği gibi vücudun diğer eklemlerine de aşırı baskılar yüklemez. Ayak sağlığını kaybetmiş insanların hareket alanları daralır ve vücut iskelet sisteminin diğer parçaları olan ayak bileği eklemi,diz eklemi,kalça eklemi hatta omurgaya yanlış yük binmesi ile  bu bölgelerde ağrılarla birlikte hasarlar olabilir .

Örneğin; nasır ağrısı yaşayan bir kişi bası noktasında ağrıyı  hafifletmek için farklı bir basış şekli geliştirmiş ,uzun süreli bu anormal bası şekli ile  önce diz eklemini sonra bel eklemini yormuştur. Bu kişide önce nasır tedavisi yapılıp ,kişi aynı zamanda uygun ayak ortezi (tabanlık)için yönlendirilip  daha doğru şekilde yürümesi sağlanıp vücudun diğer bölgelerine binen  yanlış yüklerin kaldırılması diğer eklemlerde oluşan ağrılarının geçmesi sağlanabilir.

 

Bu açıdan bakıldığı zaman ayak, vücudun çok önemli bir organıdır diyebiliriz..

Bu nedenle diyebilirim ki doğuştan (konjenital) gelmeyen,çoğu ayak rahatsızlığı sonradan edinilir, dolayısıyla  ayağı sağlıklı tutmanın önemi büyüktür. Ayağın sağlığının bozulması birçok etkene bağlıdır.Bunlardan en önemlisi,ayağı çok sıkıştıran dar ayakkabıların kullanımıdır.Dar ve ayak şekline uygun olmayan ayakkabılar,eklem deformasyonuna sebep olduğu gibi,ayağın ayakkabı içerisinde sürtünmesi sonucunda çok baskı alan noktalarda nasırların veya yara oluşmasına sebep olur.. Ayakkabının ayakta sürtünme noktalarının hasarları özellikle pençe ve çekiç parmaklar veya parmakların yamuk duruşu olduğu bölgelerdeki dokularda daha fazla hasara neden olabilir. Bu nedenle,ayakta ağrıya sebep olan problemlerin  oluşmaması için,ayağı koruyacak tüm  gerekli  önlemlerin alınmasını önemlidir. Bu önlemlerde içerisinde ,ayakta kullanılacak özel ortezler,baskı azaltıcılar(tabanlık), ayağa uygun ayakkabı kullanımı ,doğru ayak bakımları ve bu konu ile ilgili ayak bakımı eğitimleri çok önemlidir.

Her yaştaki insan için ayaklarında oluşan problem yaşam kalitesini olumsuz yönde etkiler. Yaşam kalitesinin bozulması psikolojik olarak da kişiyi olumsuz yönde etkiler.Yürüme eylemini gerçekleştirirken ayağında ağrı hisseden, bir insan çoğu zaman daha az yürür yada izole bir hayat yaşar ve kendini dış dünyaya kapatır. Bu  durumdan özellikle  yaşlı ve bakıma muhtaç olan insanlar daha fazla etkilenir.

Özetle ayağın  sağlıklı olması, fiziksel aktivitelerin gerçekleştirlmesi için önemlidir. Ayak bileği,Diz ,Kalça,Bel ağrısı yaşayan insanların çoğu zaman  aslında ayağında bir problem olabilir.

Flo mağazacılığın ayak sağlığına verdiği önemle sizlere Podolog gözü ile,her ay bir ayak rahatsızlığını ve çözümü için neler yapılabiliriz size yazılarımla aktarmaya çalışacağım.

Sizden gelen sorular veya katkı maillerini titizlikle değerlendirip yazılarımı, bu doğrultuda  hazırlayacağım.

Sevgilerimle Podolog Derya Çoban

 


Dünya Diyabet farkındalık ayı olan Aralık ayında Diyabet hastaları için yazımı hazırlıyorum.

 

Diyabet;pankreastan salgılanan insülinin hormonunun tamamen yada eksikliğine bağlı,kan şekeri yüksekliği ile kendini gösteren metabolik bir rahatsızlıktır.

Tarih boyunca toplumların en önemli sağlık sorunlarından biri olmuştur. Diyabet, tedavisi olmayan ancak iyi bir bakımla kontrol altında tutulabilen kronik bir hastalıktır. Kan şekeri seviyesi ne kadar iyi kontrol altında tutulursa tutulsun, hastalığın yarattığı uzun süreli komplikasyonlar göz önünde tutulmalıdır

Diyabet hastalarında ayak ve cilt yapısında  yaraların önlenmesi için ilk yapılması gereken,kan şeker seviyesinin kontrol altında tutulması ve ayaklarda yara açılmasını önlenmesi için koruyucu önlemlerin alınmasıdır. Kötü beslenme ve hareketsiz yaşama paralel olarak toplumumuzda artan oranda diyabet hastası vardır. Diyabetli kişilerin,kan şekerinin ani artışları ve düşüşlerinin olması nedeni ile organlarda hasarlar meydana geliyor. Gözler, böbrekler ve ayaklar kanda şeker seviyesi kontrolsüzlüğünden en çok etkilenen organlardır.

Diyabet hastalarının çoğunda var olan duysal nöropati nedeni ile ağrı duyusu azalmış veya tamamen kaybolmuş kişiler ayaklarında oluşan travmaları hissetmiyorlar.Bunlar;sıcak ,soğuk, çarpma, vurma, ezilme gibi travmaları hissetmediklerinden çok kolay yaralanıyor ve gerekli önlem ve tedavileri almakta gecikiyor. Toplumuzda en sık ayakkabı vurması ile üşüyen ayaklarını ısıtmak için kaynar su yanıkları ile soba, kalorifer’e ayakların dayanması ayakta  haşlanma ve yanmaların  oluşmasına neden oluyor.Ayağında his kaybı olan diyabet hastası suyun çok sıcak olduğunu ve ayağını yaktığını genelde hissetmiyor.

DİYABETLİLER AYAKLARINI NASIL KORUMALI?

Diyet ve yaşam tarzına dikkat eden, diyabeti kontrol altındaki kişilerin normal yani diyabet olmayanlara göre çok daha sağlıklı ve uzun yaşayabileceği unutulmamalıdır.Şeker seviyesinin kontrolü ile birlikte ayağın korunması da çok  önemlidir.

Bu önlemler;

İçeride ve dışarıda çıplak ayakla yürümekten ve çorapsız ayakkabı giymekten kaçınma.

Ayaklarınızın travmadan korunması önemlidir ayakkabınız özelikleri bu nedenle estetik kaygılardan uzak olarak seçilmelidir. Ayağı sıkmayan,hava alan,topuk ve ayak bileğini kavrayan ayakkabı kullanılmalı. 

Günlük olarak  ayağın temizlemek bakımlarını yapmak

Parmak araları hariç nemlendirme

Nasır varlığında kimyasal ürün kullanılmaması

Doğru/derin olmayan tırnak kesiminin yapılması

Çorapların dikişlerine dikkat edin Çoraplarınız pamuklu, açık renk,dikişsiz,boyun kısmının bileğinizi sıkmaması gerekir.Boyun kısmı sıkan çorapların lastik yerleri dikey kesilerek sıkması önlenebilir.(çorapları ters giymeye çalışın veya tercihen, dikişsiz olanları alın). Özel “diyabetik” çorapları da mevcuttur       

Doğru tabanlık kullanımı.

Ayağınız sıcakla çok temas ettirmeyin.Soba,sıcak su torbası,sıcak suda ayağı bekletmek,fön makinasıyla ısıtmak gibi

Diyabet hastasıysanız ayağınızda önemsiz lezyon diye bir şey yoktur. Tırnak mantarı ve nasırlar, çatlamış kuru deri, kalınlaşmış veya batmış tırnaklar, enfeksiyonlar veya düztabanlık veya ayak eklem deformiteleri gibi ayak bozuklukları diyabetliler için önemli ayak problemleridir ve hızlıca önlem alınmalıdır.

 


 

BEBEKLERDE AYAK VE AYAK SAĞLIĞI İLE DİKKAT EDİLMESİ GEREKENLER

Çocuklar dünyaya genelde sağlıklı ayaklarla gelir.Yeni doğmuş bir bebeğin ayakları birinci yaşına kadar, ağırlık taşıyan ve destekleyici hareket organı olarak gelişir. Bu gelişim aynı zamanda ayağın kuvetlenmesi,ayağı  nasıl kullanacağını öğrenmesi ve duyusal algılama olarak da gelişmesidir.

            Yeni doğmuş bebeğin ayak tabanları dışa doğru dönük şekilde bir duruş gösterir. Dış ayak kenarları yukarı doğru, tabanı ise hafifçe dışarı doğru yönelmiştir. Parmaklar düzensizce hareketlidir ve ilk aylardan itibaren parmaklarda  ayaklar gibi şekillenirler. Bebeğin tabanına dokunulduğunda ayak kavrama refleksi göstermesi gözlemlenir, bu hareket elin yumruk şeklinde kapanmasına benzer. Bir bebek bir nesneyi elinde nasıl tutuyorsa, ayak parmakları da o şekilde otomatik olarak kavrama özelliği gösterir.

            Bebeğin,5. ve 6. aylarında ise ayak tabanları içe dönme durumuna doğru gelişim gösterir. Her iki ayak tabanı da birbirine dönüktür, dua eden ellere benzerler. Ayağın iç kenarları yukarı doğrudur. İlk senkronik ayak hareketleri gözlemlenir. Çocuk kendi ayağını keşfeder ve bunlara dokunmaktan ve ayaklarıyla oynamaktan mutlu olur.

            Çocuğun doğal gelişimine bağlı aktiviteler; dönmek, kaymak, yuvarlanmak, ayağı birbirine sürünmek ve gıdıklanmak ayak kas yapısını ve ayak iskeletini olumlu  etkileridir. Ayağın kavislenmesi ve ayak ark oluşumunun ilk göstergeleri 6. aydan sonra gözlemlenir.Bası yapabilmek için  topuk güçlenir ve çocuk eliyle çekerek mobilyalara çıkmak istediğinde, vücudun bütün ağırlığı taşıyabilecek hale gelir. 6. 7. Aya kadar doğumdan sonraki süreçteki ayağın eğrilikleri yürümeyi öğrenirken neredeyse nötrdür ve normalleşmiştir. Çocukların ayak tabanı kalın bir yastıkla donanmıştır.Bu pofuduk yastıklar tabana binen baskıyı azaltır ve bebeğin ayağına düz bir taban görüntüsü verir. Üçüncü yaşının ikinci yarısında ayak kemeri tamamen oluşur, ayağın sağlıklı gelişimi altı yaşına kadar sürebilir ve omurganın gelişimiyle paralel ilerler.

            Bebeklik döneminde ebeveynin çok sıkışık; tulum,çorap veya patik türevli  giyim tercihi ile çok sert ayakkabıların kullanımı,ayağın normal gelişimine zarar verilebilir. Doğumdan sonraki ilk aylarda çocuklar hızlı gelişirler. Sıklıkla küçük olmasına rağmen ayağı da çok sıkıştıran  tulumlar giydirilir. Sürekli sıkıştıran bu giyim eşyaların yaratığı basınç tepkisi,sürekli parmak rahatsızlıklarına, yada bebeklerde tırnak batmasına neden olur.

            Birçok ebeveyn emekleme ayakkabıları alırlar. Bu ayakkabılar mafsalıdır ve  bebeklerin doğal olmayan eğik bir duruşa zorlar. Ayakta durmayı aslında zorlaştır yada engellerler. Bu ayakkabılar  düzgün postürde durma ve basma için engelleyicidir. Sadece soğuğu önlemek için en iyi alternatif kaygan olmayan  ve sıkışık olmayan elastik çoraplardır. Sıcaklık yeterli ise,mümkün olduğunca çocuklar çıplak ayakla emeklemelilerdir.

            Sorgulanması gereken bir başka ayakkabı türü de çocuk yürüme ayakkabılarıdır. Korudukları ve su geçirmedikleri sürece yardımcılardır. Maalesef genellikle sağlam yapılmış bir taban yapısı ile üretilmişlerdir.Bu çocukların ilk ayakkabısı olarak mantıklı değildir.Sert kalıp içinde ayaklar pasif hale gelir. Ayaklar pasif tutulmamalıdır aksine aktif bir halde olmalıdır. Ayak iskeletinin oluşumu ve kasların güçlenmesinin sağlıklı olabilmesi için ayak eklem bu yapılar hareket ettirilmelidir.

 

Podolog Derya Çoban

 


 

Bir önceki makalemde tırnak mantarlarından bahsetmiştim. Bu ay ise,mantar görüntüsü veren ve mantarlarla karşılaştırılan hastalıklar neler ve mantarlara karşı sizler neler yapabilirsiniz bunlardan bahsedeceğim.

Mantarla karşılaştırılan hastalıklar

Bunlar:

·      Psoriasis (sedef hastalığı)

·      Egzama (bütün türleri)

·      Kan dolaşımı bozuklukları (tırnak renginde değişikliklere yol açabilir)

·      Diyabet (tırnak kalınlaşması ile renginde bozulmalar olabilir)

·      Çok sigara içmek(tırnağın bombeleşmesi ve sarımtırak görünümüne neden olabilir)

 

Mantar hastalığının tedavisini zorlaştıran sebepler:

Maalesef tırnakta oluşan mantar genelde ağrıya neden olmadığından yeterince ciddiye alınmaz.

Hastalığın başlangıcının üzerinden genelde yıllar geçmiş olur..

Birçok kişi  genelde ayakta oluşan mantarı ,yalnızca görüntü bozukluğu oluşturan bir rahatsızlık olarak görürler. Fakat bir mantarı önemsememek risklidir.

Aşağıdaki argümanlar mantarın hemen tedavisi için önemli nedenlerdir:

·      Sürekli artan bir yayılma tehlikesi vardır. (Cilt mantarı bütün ayağı kaplayabilir ve oradan tırnağa sıçrayabilir, tam tersi olarak tırnak mantarı ayağa sıçrayabilir).

·      Hasta kendi çevresindekiler için de bir enfeksiyon kaynağı oluşturmaktadır.

·      Tırnak mantarlarında,tırnakta kalınlaşmalar nedeni ile  tırnak batmasına neden olup kişiye yoğun ağrı ile  parmak etrafında enfeksyon tehlikesi oluşturur.

·      Kronikleşmiş mantarlar , tedavilere karşı dayanıklılığı artar.

Önemli!

Tırnak mantarı için  protez tırnak  mantar tedavisi oluşturmaz, aksine problemi daha da artırır.

Bunun yanı sıra tedaviyi destekler nitelikte birçok lokal ürün mevcuttur. Örneğin, Tea tree oil(çay ağacı yağı), propolis, lavanta gibi doğal ürünler tedaviye destek sağlar.

Ayakta oluşan cilt mantarına karşı tedaviyi destekleyen diğer önlemler aşağıdaki gibidir;

·      Ayaklar parmak araları dahil yıkanmalıdır. Yıkandıktan sonra iyice kurulanır ve buna ek olarak saç kurutma makinası ile de kurulanır.

·      Çoraplar düzenli olarak değiştirilir ve hava alan nemi hapsetmeyen malzemeden üretilmiş çoraplar tercih edilir. Örneğin pamuklu çoraplar gibi.

·      Parmakları birbirinden ayıran çoraplar kullanılır ya da parmaklar arasına ince pamuklu bez yerleştirilir.

·      Ayakkabılar hava alabilir olmalıdır ve her gün aynı ayakkabı giyinmeyin.Ayakkabı günlük değiştirilmelidir.

·      Uzun süren ve sıcak banyolardan uzak durulmalıdır.

·      Ayak Banyoları 36 dereceyi ve 5 dakikayı aşmamalıdır.

·      Biberiye, papatya yağı gibi içeriklerle ayak banyosu uygulaması

·      Diyabet hastalığı gibi sistematik  hastalığı bulunan kimselerin tedavisini doktor yapmalıdır.

·      Şekersiz diyet programı uygulanmalıdır. (tatlılar, unlu ürünler, beyaz ekmek, meyve, kuru meyveler, komposto, limonata, kola, meyve suları, bira, tatlı şarap ve likör tedavi sırasında tüketilmemelidir)

 

 

Yeni bir makalede buluşmak dileği ile

Podolog Derya ÇOBAN

 


 

Yaşlılığa Bağlı Ayak Değişimleri

 

            İnsan vücudunun bütün organ ve sistemleri doğal yaşlanmaya maruz kalırlar. Yaş ilerledikçe kas kütlesi azalır, cildin gerginliği  azalır, eklemlerde dokuları normal yapıları bozulup normal fonksiyonlarını yapamayacak hale gelir ve hareketliliği sınırlayan birçok yaşlılığa bağlı değişiklikler ortaya çıkar.

            Cilt yaşlanması kesintisiz olarak devam etmez aksine bazen aralıklarla devam eder. Cildin hızlı yaşlanmasına bir taraftran genetik etkiler diğer taraftan güneş, nikotin tüketimi, beslenme gibi etkenlerde önemli rol oynar.Bu nedenle.;yüz, dekolte bölgesi ve eller gibi ışığa fazla maruz kalan bölgelerin daha çabuk yaşlandığı görülür.

            Artan yaş ile deri incelir ve cilt hücreleri arasındaki bağlantılar sağlamlıklarını yitirirler cilt kurur ve çatlar. Cildin asit koruması mantosu da zayıflar. Kısmen yavaşlamış hücre metabolizması pigment bozuklukları ve yaşlılık lekeleri şeklinde deride görülür. İlerlemiş yaşta deride pullanmalar görülebilir ve  cilt damarlarının esnekliğinde azalma ile birlikte damar kasılması azalır.

            Ayak ve ayak parmaklarında da yaşlılığa bağlı eklemde değişimler gözlemlenir. Tırnak yapısında değişikliklerle tırnakta  zayıflama incelme ile yada tırnaklarda renk ve kalınlaşma ile tırnak uzaması yavaşlar. Birçok kişide tırnak kâğıt kadar incedir fakat bazı yaşlı kişilerde de  tırnak anormal şekilde kalınlaşıp kıvrılabilir.

            Hallux Valgus denilen başparmağın ikinci parmak üstüne yada altına dönmesi gibi ayak parmağı deformasyonuna yaşlı hastalarda sık rastlanmaktadır. Bir Hallux Valgus sıklıkla ağrılı, nasır oluşumuna sebep olur.Parmaklarda şekil bozukluğu ile çekiç parmak gibi deformasyonların üzerinde ,parmak uçlarında dokularında sertleşmelerle nasır oluşumunu kolaylaştırırlar.Bununla birlikte ayak iç bağlarının gevşemesi ile ayaklarda düz tabalık gelişebilir. Böylesi problemler yaşlı kişilerin azalmış hareket sisteminde ağrının eşlik ettiği durumları oluşturması nedeni ile   hareketlerinin  daha da azalmasına neden olur.

Yaşlı kişlerin  tırnakları olabildiğince batmayacak şekilde kısa kesilmelidir. Tırnakların batma tehlikesine karşı tehlikesine karşı tırnak kıvrımlarına tamponlarla yumuşatıcı kremlerle  yerleştirilmelidir.

            Hareketsiz ve yaşlı kişilerde nasır bantının kullanımı tavsiye edilmez, çünkü bu bantlar  kayabilir ve sağlıklı deride iltihaplanmaya sebep olabilirler.

Özellikle tüm Dünyada yaygın salgın nedeni ile covid19 yani Corona Virüsü  ile ülkemizde  evlerde izole,dışarı çıkma yasağı olan 65 yaş üstü kişlerde,basit ayak jimnastiği hareketlerini yapmak bu kişiler için çok önemlidir.Bu süreçte  evde hareketsiz kalmak başka hastalıkların gelişmesini engellemek için evde yapılacak egzersizler önemlidir.

Bunlar;ayağın parmak ucunu kendine doğru çekip birkaç saniye sayıp bırakması ve tam tersi yönde ayak parmak uçlarını ileri doğru itip bırakması hem kas yapısınını güçlendirmesinde hem ayağa giden damar yapısının esnekliğinin artması ile  kanlanma da yarar sağlıyacaktır.  Yine ayağı saat yönünde ve ters yönde çevirmek ayak bileğini güçlenmesinde destek olacaktır.Ayak parmakları ile yerde bir şey yakalamaya çalışmak parmakların güçlenmesine yarar sağlayacaktır.Yürüyebilen yaşlılarda  evin içinde yürüyüşler yapmak bu süreci hem bedensel hem psikolojik olarak daha sağlıklı atlatılmasında büyük destek sağlayacaktır.Evde yapılan küçük yürüyüşler de ayak bileğini koruyan,yumuşak yüzeyli ,bası esnasında şoku abzorbe eden taba yapısına sahip bir spor ayakkabısı ile yürümek yapılan yürüyüşte  hem hareketi daha rahat yapmak ,için hem evde takılma ve düşmelerin önüne geçmek için önerimdir.

Unutmayalımki .Çalışan demir ışıldar…

Sağlıklı günler dilerim.

Podolog Derya ÇOBAN

 


 

Ayakkabı, tıpkı ayak gibi, vücut ile zemin arasında bir bağlantı görevi üstlenmekte Bu girdilerin kalitesi ise ayak ve bacaklardaki kas aktivasyonunu değiştirip bireyin hem Hareketini hem de iskelet dizilimini etkilemektedir.Bu bilgilere dayanarak, ayakkabıya bağlı ayak ağrısı ve deformiteleri ile ayakkabının yürüme ve denge üzerindeki etkileri birçok kez kanıtlanmıştır.Ayak-ayakkabı uyumunu belirleyen temel faktörleri; uzunluk, genişlik ve yükseklik olarak tanımlamıştır.Dengeyi etkileyen ayakkabı özellikleri ise topuk yüksekliği, taban kalınlığı ve taban sertliği olarak belirtilmiştir.Temel olarak, ayakkabının taşıması gereken bu özellikler ile, ayağın korunması, ayak stabilitesinin sağlanması, zeminle olan sürtünmenin arttırılması ve şoku emme fonksiyonları amaçlanmaktadır.

“seçilen ayakkabı ve ayakkabı kullanımı ile deformite gelişimi, denge ve fonksiyonel performans arasında ilişki vardır” şeklinde kurulmuştur.

taban materyali uyumsuzlaştıkça ve topuk yüksekliği arttıkça deformite puanının da arttığına işaret emektedir. Menant ve arkadaşları çalışmalarında ayakkabıların taşıdığı özelliklerden topuk yüksekliği, taban kalınlığı ve taban sertliğinin dengeyi etkilediğini göstermişlerdir.9 Dengenin, giyilen ayakkabının bu özelliklerinden etkilenmesi, zamanla ayakta yük dağılımının dengesini bozarak, deformiteler için hazırlayıcı faktör oluşturabilmektedir.

genç bireyleri çeşitli ayakkabılar ve çıplak ayak ile dikey sıçrama testine dahil etmişler ve çıplak ayak ile yapılan sıçramada en iyi sonuca ulaşıldığını belirtmişlerdir.

10 metre yürüme testinde ise yürüme aktivitesinin ayakkabılı durumda daha kısa sürede tamamlandığı görülmüştür. Bu sonuca dayanarak, ayakkabı giyilmesinin daha hızlı yürümeyi desteklediği söylenebilir. Fakat yüksek topuklu ayakkabı giyen bayanların dahil edildiği bir araştırmaya göre de yürüme hızı ayakkabı giyilmesi ile düşmüştür.33 Bu çalışmanın sonuçlarına ve bizim çalışmamızdan elde edilen sonuçlara dayanarak, giyilen ayakkabı tipinin yürüme hızını farklı etkileyebileceği sonucuna ulaşılabilir. Çalışmamız, ayakkabı kullanımının, ayakta stabilite sağlanmasını gerektiren aktiviteler açısından fonksiyonel performans üzerinde olumlu etkilere sahip olduğunu, ayakkabı nedeniyle fizyolojik ya da kompansatuar hareketlerin engellenebildiği aktiviteler açısından ise olumsuz etkiye yol açtığını göstermektedir. Sonuç olarak, bireylerin ayakkabı alışkanlıkları ve sıklıkla giydikleri ayakkabıların uygunluğu ile ayakta deformite gelişimi, statik ve dinamik denge ve fonksiyonel performans arasında çeşitli ölçülerde ilişki bulunduğu sonucuna ulaşılmış ve çalışmanın hipotezi doğrulanmıştır. Bu sonuç, hem uygun ayakkabının öneminin anlaşılması, hem de bireylerin gerçek fiziksel performansının ölçülebilmesi için testlerin olabildiğince ayakkabısız yapılması gerektiğini gözler önüne sermektedir. Sonuçların daha etkili biçimde ortaya konulabilmesi için, daha yüksek olgu sayılarında, daha objektif analizlerin kullanıldığı ve olguların daha uzun süreli takiplerinin yapıldığı çalışmalara gereksinim duyulmaktadır.

 

Sporun sosyal, toplumsal ve ekonomik gücüne ulaşmasının öncesinde, bedene yönelik egzersizlerin spor olarak anılmadığı tarihin ilk dönemlerinde, avcı ve toplayıcı olan insanın, yabani hayvanların içgüdüsel hareketlerini taklit ederek saldırı ve savunma yöntemleri geliştirdiği; bu teknikler ile el aletlerini de verimli ve başarılı bir biçimde kullandığı bilinmektedir.11 Bu açıdan değerlendirildiğinde, geçmişten günümüze süregelen, belirli amaçlar doğrultusunda gelişen beden hareketleri sporun temel yapısını oluşturmaktadır.  Bu sistemler, öncesinde bireylerin kendi aralarında yaptıkları yarışı ve bunun sonucundaki gücü sembolize ederken, Endüstri devrimi sonrasında rekor kavramının ortaya çıkmasıyla, bireyin spordaki yetkinliğini zaman ölçüsü ile göstermesi boyutuna ulaşmıştır.12   Sporun, günümüz yaşam biçimi içerisinde, her alanda karşımıza çıktığı söylenebilir. Toplum içerisinde yaşayan her birey bir şekilde sporun içinde ya da dışında olup, sporun, sosyal, fiziksel ya da psikolojik sonuçlarının etkisi altındadır. Bu açıdan bireylerin spor ile olan ilişkileri, spor ayakkabısı seçimlerinde de önemli bir etkendir. Spor ayakkabısı tasarımındaki nitelikler, kullanıcının, spor ile ilişkisi bağlamında, seçime dayalı ayrımları ortaya çıkarmaktadır. 

 

Bu açıdan ele alındığında, yaşamın içinde şekillenen olguların, ister bir fikir olsun isterse bir ürün,  yeniden biçimlendirilmek suretiyle varlığını sürdürdüğü, ya da ortadan kalktığı görülür. Ürünü, “tasarım ürün”ü haline getiren her türlü fikir, arayış, yenilik, malzeme ya da teknoloji, biçimi ve ardından gelen anlamı belirler. Yaratıcılığın temel olduğu bu olgu, estetiği ve endüstriyi içinde barındırmaktadır. Sosyal ve toplumsal yapılar içerisinde, sporun ve modanın birer tüketim olgusu haline gelmesiyle birlikte, spor ayakkabısı da, önceleri sadece spor yapmaya yönelik işlevler taşımakta iken, son yıllarda, değişime açık, yenilikçi yaklaşımlardan en çok etkilenen ürün olarak karşımıza çıkmaktadır.  Sporun nesneleştirilmesinde temel unsurlardan belki de en önemlisi, spor eyleminin gerçekleşmesini sağlayan ama günümüzde tek işlevinin bu olmadığını gördüğümüz “spor ayakkabısı”dır.

 

Spor ayakkabısı, rahatlığın esas alındığı, spor türlerine uygun özellikte tasarlanan ve kullanıma yönelik gereksinimleri karşılayan bir ayakkabı çeşididir. Bu ayakkabı türü, çeşitli sporlarda ayak hareketlerine uyum sağlamak ve bu hareketleri geliştirmek amacıyla tasarlansa da, günümüzde rahat olması sebebiyle günlük yaşam içerisinde hem boş zamanlarda hem de çalışma alanlarında kullanılmak üzere tercih edilmektedir. 

 

1800’lü yılların sonunda performans sporuna yönelik uzmanlaşma, spor türlerine ait ayakkabıların çeşitlenmesine neden olmuştur. Toplumsal ve kültürel değişimlerin etkisi altında 1950’li yıllarda günlük yaşamın içerisine giren performans sporuna yönelik ayakkabılar, kullanılan teknolojiler ve görsel tasarımlar açısında farklılaşmaya başlamıştır. 1970’li yıllarda ise sağlığa yönelik etkinliklerin artması biçiminde gelişen yeni bir sürecin başlaması sonucu kitle sporunun ortaya çıkması ile sporun tüm kesimlerde yaygınlaştığı görülmektedir. 

 

Spor ayakkabısının kullanımına yönelik tüm etkenler içindeki en temel özellik, spor türünün teknik özelliklerine bağlı olarak sağlıklı bir biçimde sporun yapılabilmesine olanak sağlamasıdır. Zaman içerisinde rahat giyime yönelik eğilimin artması ile birlikte spor aktivitesinin yapılması amacını taşıyan spor ayakkabısının görsel tasarım özellikleri günlük kullanıma yönelik spor ayakkabıların tasarımlarını da büyük ölçüde değiştirmiştir.  Estetik ve sembolik etkenler de spor ayakkabısının kullanımı açısından önemlidir.

 

Spor türleri yapıldıkları mekanlarla ilişkili olarak farklı gruplandırmalar ile ifade edilebilinir. Bu açıdan havada, karada ve denizde yapılan sporlar olarak gruplandırılabileceği gibi iç mekanda yapılan sporlar ile dış mekanda yapılan sporlar olarak da gruplandırmak mümkündür. Diğer bir gruplandırma ise sporun bireysel ya da takım halinde yapılmasına yöneliktir. Spor türüne bağlı olarak ayakkabılarda da çeşitlilik görülmektedir. 

 Spor, son yüzyılda kültürel bir davranış biçimi olma durumundan, bireysel performansı toplumlar üstü etkiye taşıyabilme gücüyle ilişkili olarak ekonomik, sosyal ve siyasi önemini artmıştır. Bireysel ya da takım olma durumu ile sınırlı kalmayıp, küresel bir yapıya da dönüşen spor eylemi, ruhsal ve bedensel açıdan bireylere fayda sağlama güdüsüne sahip tek olgudur.51  

 

Toplum hayatının temel görüntülerinden biri haline gelen spor olgusu her dönemde gözle görünür bir büyüme göstermiştir. Özellikle II.Dünya savaşının ardından gelişen teknoloji ve ekonomik gelişme tüm alanlarda olduğu gibi spor alanında da etkilerini göstermiştir. 1960’lı y ılların ardından artık spor, bir endüstri dalı olarak görülen ve kendi pazarını oluşturan bir sektör halini almıştır.

 Bu açıdan ele alındığında spor ayakkabısı tasarımının spor aktivitesinin türüne uygun biçimde yapıldığı görülmektedir. Günümüzde varlığını sürdüren spor dallarının birçoğunda spor türünün yapısına uygun teknik ve malzemeye sahip ayakkabılar kullanılmaktadır. Spora yönelik gereksinimler ayakkabının tasarımını, yapısını, üretim yöntemini ve kullanılacak malzemeleri belirlemektedir. Spor ayakkabısının formuna bakıldığında, taban ve saya olmak üzere iki bölümden meydana geldiği görülmektedir:

Spor ayakkabısı tasarımında spor türüne yönelik çeşitliliğin ortaya çıkması ve bu açıdan spor ayakkabısının fiziksel özelliklerinin belirlenmesi, sporun yapıldığı yer (kara, deniz, hava vb) ve sporun yapılış biçimi ( spor ayakkabısının spor eyleminde basınç alma düzeyi) ile ilişki içerisindedir. Bu açıdan değerlendirildiğinde ayağın anatomik yapısı ile spor türüne yönelik ergonomik unsurlar tasarımın formunun belirlenmesinde etkili olmaktadır. Spor ayakkabısının dış tabanında zemin özelliklerine uygun biçimde seçilen taban malzemesi kullanılırken ve tabanın yüzey düzenlemesi de yapılan spor türü ile zemin yapısına uygun olarak tasarlanmaktadır.

Spor ayakkabısı tasarımında farklı açma-kapama sistemleri bulunmasına karşın; bağcık kullanımı günümüzde de yaygınlığını korumaktadır. Bağcıklar fitil örme şeklinde olup, ayakkabının tasarımına uygun renk ve kalınlıkta olabilmektedir. Malzeme olarak genellikle deri, suni deri, file ve kanvas kumaşlar kullanılmaktadır. Kullanılacak olan malzeme seçilirken, ayakkabının modeli, giyileceği iklim ve ortam ile günün modası ve kullanım alanı gibi unsurlar dikkate alınmaktadır. Günümüzde spor ayakkabısı gündelik hayatın, hatta gece hayatının rahatlıktan ödün vermeyen şık birer tamamlayıcısına dönüşmüş durumdadır. Bugün spor ayakkabısı kimileri için bir trend, kimileri için en sıradan ihtiyaçlardan biri, bir kurtarıcı ve hatta bir bağımlılık nesnesidir. Moda sektörü içinse sadece sporculara bırakılamayacak kadar konforlu, şık ve kârlı bir akımı temsil etmektedir.


Covit19  ev yaşamında eggzersizin önemi ve egzersiz esnasında spor ayakkabı kullanımı

Sanayi devriminden  önce ,insanoğlu doğadan uzaklaşmamıştı.Avcı ve toplayıcı olan insanoğlu, yabani hayvanların içgüdüsel hareketlerini taklit ederek saldırı ve savunma yöntemleri geliştirerek,sürekli bir fiziksel aktivite içerisinde idi. Yaradılışımız itibari ile biz insanoğlu hareketsiz bir yaşam için tasarlanmadık.Bu nedenle fiziksel aktiviteve Spor eylemi bireylere, ruhsal ve bedensel açıdan fayda sağlama güdüsüne sahip tek gerçektir

Spor son yüzyıllarda, yoğun yaşam koşuşturmasında fırsat bulan kişilerin dönemsel olarak yaptığı bir aktivite olmakla birlikte profesyonel spor dallarına dönüşerek bir iş haline de gelmiştir. Bu anlamda; ekonomik, sosyal ve siyasi önemini artmıştır. Bireylerin spor ile olan ilişkileri, spor ayakkabısı seçimlerinde de önemli bir etkendir.Günümüzde spor ayakkabısı gündelik hayatın, rahatlıktan ödün vermeyen şık birer tamamlayıcısına dönüşmüş durumdadır. Bugün spor ayakkabısı kimileri için bir trend, kimileri için en sıradan ihtiyaçlardan biri, bir kurtarıcıdır.

Yapılan spor türü ile birlikte,iç mekan  sporları ile dış mekanda yapılan sporlar  açısından bakılarak ayağın anatomik yapısı ergonomik unsurlar spor ayakkabısının tasarımın belirlenmesinde etkili olmaktadır.

Hangi spor dalı yapılırsa yapılsın iç mekan yada dış mekan sporu farketmeksizin seçilen spor ayakkabının yapılan performansa uygunluğu ile birlikte  ayakkabının ayağa uyumu önemlidir. Spor ayakkabı  kullanımı ile  denge ve fonksiyonel performans arasında ilişki vardır. Yapılan çalışmalar ayakkabı giyilmesinin daha hızlı yürümeyi desteklediği söylerken , giyilen ayakkabı tipinin yürüme hızını farklı etkileyebileceği sonucunu da ortaya koymuştur. Spor  ayakkabı ayakta aktivite esnasında topuğu tutararak  stabilite sağlanması ile ayak bileleğinin fazlaca dışa veya içe dönmesini azaltarak performans üzerinde olumlu etkilere sahiptir.

Sonuç olarak

Günümüz yaşam şekli ile hareketsiz kalan bedenimiz, birçok fiziksel ve ruhsal hastalığa davetiye çıkartmakta.Özellikle Covid19 nedeni ile evlere kapandığımız bu günlerde evde yapacağımız eğzersizler bizi fiziksel ve ruhsal açıdan zinde tutacak çok önemli bir unsurdur.

Evde yapılan fiziksel  egzersiz aktivitelerin de terlik kullanımı  sakatlıklar için son derece risklidir.Bu nedenle  spor ayakkabısı yada zemin kaymıyorsa çorapla egzersizlerinizi öneririm.Spor ayakkabısı  kullanımı ile güvenlik,performası artıran konfor sağlamsı açısından ilk tavsiyemdir.Bununla birlikte spor ayakkabısı kullanarak yapılan egzersizlerde,topuğa binen yükü azaltması sporun etknliğini artırırken dengede durmanız ve çeşitli yönlere hareketlerinizi kolaylaştıracaktır.Aynı zamanda zeminde ayağın kaymasını engeleyerek olası kazaların önüne geçilebilir.

 Ayak vücudumuzda zemin (yer)ile temas eden tek organımızdır.Ayakkabı da tıpkı ayak gibi, vücut ve zemin arasında bir bağlantı görevi üstlenmektedir.ayağa uygun olmayan ayakkabı kullanımına  bağlı ayak ağrısı ve deformiteleri ile ayakkabının yürüme ve denge üzerindeki etkilerinden br çok kez makalelerimde bahsetmiştim.Ayak-ayakkabı uyumunu belirleyen temel faktörler;ayağımızın uzunlu ile ayakkabı  uzunluğunun uyumu,tarak kemiği  genişliliği ile ayakkabı burun genişliği uyumu ve topuk yüksekliğidir.Ayakkabıda topuk yüksekliği yada çok düşük olması Dengeyi etkilerken , ayakkabının  taban kalınlığı ve taban sertliğiada yumuşaklığıda dengeyi etkileyen unsurlardır.Temel olan bu özelliklere ek ayakkabının görevi;ayağın korunması, ayak stabilitesinin sağlanması, zeminle olan sürtünmenin arttırılması ve şoku emme fonksiyonları amaçlanmaktadır.Bu

“seçilen ayakkabı ve ayakkabı kullanımı ile deformite gelişimi, denge ve fonksiyonel performans arasında ilişki vardır” şeklinde kurulmuştur.

, ayakkabı giyilmesinin daha hızlı yürümeyi desteklediği söylenebilir. giyilen ayakkabı tipinin yürüme hızını farklı etkileyebileceği sonucuna ulaşılabilir. ayakkabı kullanımının, ayakta stabilite sağlanmasını gerektiren aktiviteler açısından fonksiyonel performans üzerinde olumlu etkilere sahip olduğunu, ayakkabı nedeniyle fizyolojik ya da kompansatuar hareketlerin engellenebildiği aktiviteler açısından ise olumsuz etkiye yol açtığını göstermektedir. Sonuç olarak, bireylerin ayakkabı alışkanlıkları ve sıklıkla giydikleri ayakkabıların uygunluğu ile ayakta deformite gelişimi, statik ve dinamik denge ve fonksiyonel performans arasında çeşitli ölçülerde ilişki bulunduğu sonucuna ulaşılmış ve çalışmanın hipotezi doğrulanmıştır. Bu sonuç, hem uygun ayakkabının öneminin anlaşılması, hem de bireylerin gerçek fiziksel performansının ölçülebilmesi için testlerin olabildiğince ayakkabısız yapılması gerektiğini gözler önüne sermektedir. Sonuçların daha etkili biçimde ortaya konulabilmesi için, daha yüksek olgu sayılarında, daha objektif analizlerin kullanıldığı ve olguların daha uzun süreli takiplerinin yapıldığı çalışmalara gereksinim duyulmaktadır.

Ayakkabı, tıpkı ayak gibi, vücut ile zemin arasında bir bağlantı görevi üstlenmekte ayakkabının ayağa uyumu ve kalitesi ise bireyin hem hareketilerini  hem de iskelet dizilimini etkilemektedir.Bu bilgilere dayanarak, ayakkabıya bağlı ayak ağrısı ve deformiteleri ile ayakkabının yürüme ve denge üzerindeki etkileri birçok kez kanıtlanmıştır.Ayak-ayakkabı uyumunu belirleyen temel faktörleri;

a-) uzunluk:

Ayağımızda en uzun olan parmağımızdan ayakkabı burun boşluğu 15-20mm olmalı

b-)genişlik:

ayakkabının genişliği,ayak tarak kemiğini içine alan saran sıkıştırmayan

c-)yükseklik

Ayakkabın parmak ucu kutusu ayak başparmağının sıkıştırmayacak yükseklikte olmalı.

Dengeyi etkileyen ayakkabı özellikleri ise topuk yüksekliği, taban kalınlığı ve taban sertliği olarak belirtilmiştir.Temel olarak, ayakkabının taşıması gereken bahsettiğim özellikleri ile, hareketsiz kaldığımız bu günlerde kullanacağımız bu tür ayakkabıları ilk adım ayakkabıları gibi düşünebilirsiniz.

Hareketsiz kalan zayıflamış ayak ve bacak kaslarımızda herhangi bir sakatlığa yol açmamak için bu dönemde giyeceğimiz günlük spor ayakkabılar


 

GÜNLÜK HAYATTA NE TÜR AYAKKABILAR DAHA ÇOK KULLANILMAKTA VE SPOR AYAKKABILARININ GÜNLÜK  HAYATIMIZDAKİ YERİ VE KULLANIM ALIŞKANLIKARIMIZ

 

Yaşam şeklimiz itibariyle insanlar pek çok farklı sebepten ötürü günlük yaşantılarını  ev dışında ve hareket halinde  geçirmektedir.Bu aktiviteler esnasında da kişilerin en sık kullandığı ayakkabı modeli spor ayakkabılardır.

Hem sosyal hem de iş hayatımızda  kullandığımız kıyafetlerle kombinlediğimiz spor ayakkabılarının kullanım yaygınlığını etkileyen en önemli unsur bize sunmuş oldukları konfordur.

Covid-19  salgını öncesinde birçoğumuz aktif hayatın içerisinde işe, okula, alışverişe ve/veya çocuğumuzu okula götürüp getiriyorduk. Alışveriş için marketlere gidiyor alışveriş merkezlerinde vakit geçiriyorduk. Çoluk çocuk, kadın erkek, genç  yaşlı demeden hepimiz günlük yaşamın koşuşturması içerisinde fiziksel olarak aktif haldeydik. Bu telaşlı ve koşturması bol hayatımızda  çoğumuz ayağımızı rahat ettirecek spor ayakkabı yada spor ayakkabı görünümlü topuk yüksekliği düşük ,yumuşak tabana sahip ayakkabıları olarak tercih ediyoruz.

Günlük hayatımızda toplumun neredeyse herkesiminde , spor ayakkabının yaygın  kullanımı nedeni ile dünyanın önde gelen  spor ayakkabı markaları da profesyonel sporcular için özel tasarlanmış  modellerin yanı sıra günlük  kullanım için de şık spor ayakkabı modelleri üretmektedirler. Bununla birlikte klasik ve abiye  tarzı ayakkabı  üretimi yapan bir çok ayakkabı üreticisi de kendilerine ait  markaları ile günlük yaşamda kullanım için tasarlanmış şık spor ayakkabı modelleri üretmektedir.

Kadın, erkek ya da çocuk için günlük hayatta fiziksel aktiviteler esnasında sağladığı rahatlık ve konforun yanı sıra spor ayakkabılarının tercih edilmesinin en önemli sebeplerinden bir tanesi de spor ayakkabı modasıdır.

Günümüzde  modacıların da tasarımlarında, kişilerin ayakkabı tercih alışkanlıklarını etkileyecek şekilde, tasarım ve kombinlerinde  spor ayakkabı  ve/veya  spor ayakkabı görünümlü ayakkabılar kullandıklarını görmekteyiz.

Bu nedenle, günlük yaşantımızda kullandığımız kıyafetlere uygun spor ayakkabı modelleri hatta özel organizasyonlarda dahi giydiğimiz şık kıyafetleri tamamlamak için tercih ettiğimiz spor ayakkabıların tasarımları o ayakkabıyı almak için tercih sebebi yaratmaktadır.

 Spor ayakkabısı, yabancı kaynaklarda “sneakers”, “trainers” ya da “athletic shoes” olarak geçmektedir. Bu tanımlardaki ayakkabılar,  spor yapmaya yönelik ayakkabıları ve bu ayakkabıların günlük kullanıma yönelik tasarımlarını ifade etmektedir.Günlük kullanıma yönelik üretilmiş  spor ayakkabılar ile spor yapmak mümkün değildir. Ancak bazı spor ayakkabılarının, spora yönelik nitelikleri barındıran günlük kullanıma da uygun özellikleri vardır.

Bununla birlikte spor ayakkabılarına dair bazı bilgiler ve üretim modelleri zamanla değişiklik göstermiştir.

Örneğin: Converse ayakkabı  1900’lü yılların başlarında, markanın ürettiği ilk basketbol ayakkabısı olarak üretilmiştir. Kanvas  kumaştan, kauçuk tabanı ile üretilmiş bu ayakkabının basketbol oynamaya uygun olmadığı yapılan çalışmalarla ortaya çıkmıştır. Basketbol için üretilmiş bu ayakkabı günümüzde gençler arasında oldukça popüler ve yaygın kullanılmaktadır.

Sizler için hazırladığım bu ayki  makalemde , günlük hayatta ne tür ayakkabıların daha çok kullanıldığına dair soruları  yanıtlamaya çalıştım.

Covid-19 pandemisinin  olumsuz etkilerini atlatmakta olduğumuz bu dönemde azalan hareketlerimizden dolayı zayıflayan ayak ve bacak kaslarımızı yormamak ,konforlu bir şekilde basmak için mutlaka ayak sağlığınıza uygun ayakkabılar giymenizi öneririm.

Podolog Derya ÇOBAN

 

Whatsapp